PERSPEKTIVE IN DETAIL
Slm, Berger’in Görme Biçimleri eserinden perspektifle ilgili özetimi sizinle paylaşmak istedim. Doğal olarak doğrudan alıntılar tırnak işareti içindedir. Blog’da yazı yazma akademik paper yazmaktan daha rahat olsada intihal korkusu içime işlemiş. Kendi cümlelerimle alıntıları “..” ile ayırıyorum:
Perspektif ve Resim Sanatı
Bir sanat eserini değerlendirirken eseri yaratıldığı döneme göre farklı bir biçimde algıladığımızı artık hepimiz biliyoruz. Özellikle, bu bağlamda perspektif geleneğinin uğradığı değişiklikler bize sanatçının ve izleyicinin algılamasının ne çok değişikliğe uğradığını ispatlar. ”Avrupa’da Rönesansla birlikte başlayan perspektif geleneğine göre, herşey bakan kişinin görüş açısına göre düzenlenir. Gerçek diye adlandırılan bu tek gözün algıladığı şekildeki perspektif, görünen nesneler dünyasının merkezi olarak tek gözü alır. Her şey sonsuzluktaki kayma noktası gibi gözün üstünde toplanır. Görünenler dünyası seyirciye göre bir zamanlar evrenin Tanrı’ya göre düzenlendiği biçimde düzenlenmiştir.”
Bu geleneğe göre “görsel karşılıklık” yoktur. “Tanrı’nın başkalarıyla olan ilişkilerine göre durumunu ayarlaması gerekmez; Tanrı’nın kendisi durumdur. Perspektifin içinde yatan çelişki perspektifin tüm gerçeklik imgelerini bir tek seyircinin göreceği biçimde dizmesidir. Bu seyirci, Tanrı’nın tersine, aynı anda ancak tek bir yerde bulunabilir.”
Fotoğraf makinasının bulunmasıyla bu çelişki dahada belirginleşmiştir. Vertog’un Kameralı Adam’da belirttiği gibi ”bu mekanik göz insan gözünden daha farklı bir görme biçimi ortaya çıkarmıştır. Durmadan hareket edebilen, nesnelere yaklaşıp, uzaklaşabilen, nesnelerle birlikte haraket eden bir mekanizmayla birlikte yer ve zaman sınırlamasından kurtulunmuştur. ”
Fotoğraf ve sinemadan önce perspektif herşeyin kayma noktası olarak kabul edilen insan gözüne göre ayarlanıyordu. Fotoğraf ve sinemayla birlikte merkezin artık seyircinin kendisi olmadığı, böyle bir merkezin olmadığı gözler önüne serildi. Doğal olarak algılamadaki bu değişiklik resim sanatına da yansıdı.
Örneğin,İzlenimcilere göre nesneler artık bize görülmek için değil, birbirleriyle ilişkileri olan hareketli şeylerdi. Kübistler bunu daha da ileri götürmüşler. Onlara göre görünenler “tek bir gözün karşısına çıkan şeyler değil tam tersine verilen bir nesnenin çevresindeki tüm noktalardan alınabilecek görünümlerin toplamıydı.”
Bu görünümler de artık imgesel bir dil oluşturmuştur. Bu konuyla ilgili Ahmet Elhan Aksanat’ta ayrıntılı bir sunum yapmıştı. Görüntünün ilk başladığı mağara duvarlarındaki çizimlerden günümüze kadar perspektif olgusunun nasıl dönemlere göre değiştiğini ve bazı döemlerde değişmenin gelişme değil gerileme olduğunu kapsamlı bir şekilde açıklamıştı. Bu sunumu kaçıranlar için burda bazı noktaları önümüzdeki günlerde ele alabilirim.
Feride
Berger John. Görme Biçimleri. Metis: İstanbul, 2006.